15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün askeri darbe girişimi sonrası TBMM’de kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun en önemli isimlerinden biri eski MİT Müsteşarı Emre Taner olmuştu. Taneri bugün tanıyan kadar tanımayanlar da vardır. Ancak Taner’in en büyük adımlarından biri Oslo’daki görüşmeleri koordine isimlerden biri olmasıdır. Herkesin bildiğinin aksine FETÖ, Hakan Fidan ile birlikte Emre Taner’i de ifadeye çağırmış ve buradan dönemin başbakanı Erdoğan’a ulaşmak istemişti. Hakan Fidan ile birlikte KCK soruşturması torbasına konularak yargılanmak istenen Taner, komisyonda bu görüşmeleri ilk defa duyacağımız biçimde açıklık ile anlatmıştı. Komisyonun tutanakları bugün de TBMM’nin internet sitesinde duruyor. Değiştirmeden yayımlıyoruz:
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Son olarak da siz tabii ki çözüm sürecinin mimarı olarak
biliniyorsunuz. Bu süreç Türkiye’de çok tartışıldı. O tartışmalara, polemiklere girmek istemiyorum,
oraya girersek hem Komisyonumuzun çalışma alanı dışına çıkmış oluruz hem de o tartışmayı bitiremeyiz
ama ben bu sürecin içerisinde Fetullahçı terör örgütünün bu işin içerisinde olup olmadığını, varsa sabote
mi ettiğini, katkı mı sunduğunu merak ediyorum. Onunla ilgili söyleyeceğiniz bir değerlendirmeniz
varsa…
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Evet, 7 Şubatta Fetullah Gülen şimdiki MİT
Müsteşarını, beni, benim dönemimdeki yardımcımı, 2 MİT personelini yargı önüne çıkarmak için çok
dehşetli bir kumpas kurmuştur. Ben KCK’nın kurucusuyum iddiaya göre. Allah’ın işine bakın! Bir
iddianame konur, doğru düzgün bir iddianame yazılır, başka bir şey değil. Diyarbakır doğumluyum,
evet.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Lice mi?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Liceli değilim Diyarbakırlıyım. Babam zavallı ikinci
askerliğini yaparken orada doğmuşuz diye biz bir anda olduk Kürt. Kürtlere karşı değilim, Kürt
meselesinde çözüm sürecine giriş sebebim de budur. Kan dursun istedik. Hâlâ durmuyor, sıkıntı devam
ediyor, devreye girişimizin sebebi budur. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül hayattadır,
biliyor. Yapılacak işler konuşulmuştur. Sayın Erdoğan hayattadır. Devletin aklıyla yola çıkılmıştır, biz
kendi aklımızla yola çıkmadık. Bir yığın teması risk alarak yaptık, korkmadık, hâlâ da korkmuyorum.
Açıkça ifade ediyorum: Biz Oslo sürecine yabancılar Kürt meselesini oyuncak yapmasın diye
girdik. Şöyle bir baktık, ne kadar yabancı servis varsa hepsi PKK’yla iç içe, istedikleri gibi konuyu
alıyorlar, veriyorlar, zavallı Türkiye kenardan seyrediyor. “Olmaz.” dedim dönemin Başbakanlarına
ve diğerlerine, devreye girmemiz lazım, müdahale etmemiz lazım, biz baş başa kalmalıyız bu grupla,
problemi kendimiz çözmeliyiz, başkalarına bırakmayalım. Onların niyeti başkaydı, uluslararası
bir konferansa götürmek istiyorlardı konuyu, çok taraflı, çok yanlı bir konferansa götürmek, Kürt
meselesini orada hallettirmek istiyorlardı, tabii ki aleyhimize. Oslo’ya bu yüzden gidildi. Oslo ihanet
değildir, bunu söyleyenler yanılır. Her yerde sapına kadar konuşurum bunu, sonuna kadar konuşurum.
Oslo ihanet değildir. Oslo, bir kanın durdurulması için yapılmış bir hadisedir. Gizli servisler mayınlı
bölgeye girer, mayını temizler, arkadan siyaset girer, gizli servisler bunun için kurulur. Bunu alıp getirip
de gazete manşetlerinde hıyanet içerisinde kaldılar, onu yaptılar, bunu yaptılar diye… Ne bir protokol
vardır, ne bir anlaşma vardır, ne bir sözleşme vardır, sadece güven artırıcı önemler üzerinde bir tartışma
zemini yaratmaya çalışılmıştır, hadise budur. Bunlar konuşulmadı, anlatılmadı. Bunları ben çıkıp bir
gün televizyonda söyleyecektim, bugün nasip oldu.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Pekâlâ, bu işin deşifre olmasında Fetullahçı terör örgütünün bir
yapısı var mı bu çalışmaların deşifre olmasında?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Efendim, çözüm süreci iç ve dış bazı mihraklar
tarafından yürümesin diye istendi. Yabancılar çözüm süreci olduğu takdirde Türkiye’nin bölgesinde
bu problemi halletmiş, kanatlanmış bir ülke olmasını istemediler. Örgütün içinde bazı kadrolar çözüm
sürecinden ürktü, ben bunları yüz yüze görüştüm bu adamlarla, çok açık ifade ediyorum. Sebep şuydu:
500’ün üzerinde bir yönetici kadro “Biz ne olacağız? Çözüm sürecinden sonra biz Türkiye’ye dönersek
tutuklanacağız. Ne yapacağız?” Gidin Norveç’te oturun, gidin İsveç’te oturun. Hangi parayla, hangi
pulla, hangi fonlarla? Büyük tereddütler vardı, o gün dağa çıkanlar bugün 55 yaşında. 60 yaşına
gelmiş adamlar var. Dağda emeklilik yok, dağda ölüm var bunu biliyorlar, yanaşmak istediler fakat
yapamadılar, olmadı çünkü önlerine doğru düzgün bir yol haritası koyamadık. Çözüm süreci belli bir
yere geldi, Habur’da tıkandı. Habur ihanet değildir.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Silahlar bırakılmadan bu görüşme nasıl yürüyebilirdi ki?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – İşte, silahların bırakılmasına çalışıyorduk, bütün mesele
buydu, bunun altyapısı sağlanıyordu. Evvela eylemler bırakılacak, ondan sonra silahlar bırakılacak,
ondan sonra bu kadrolar olduğu gibi Türkiye dışına çıkacak, daha sonra da bunların rehabilitesi için bir
uluslararası program uygulanacak, çözüm süreci budur.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Ben orada cemaatin bir etkisi olup olmadığı sorusuna cevap
alamadım.
BAŞKAN – Cemaatin bir etkisi var mıdır? Oslo görüşmelerinin sızmasında bir rolü var mıdır?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Cemaatin etkisi vardır. Cemaat bu konuda çözüm
sürecinin mevcut Hükûmet eliyle başarılmasından rahatsızdır. Bundan daha açık bir cevap olmaz
herhâlde.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Bu Oslo görüşmesine devam olarak bir soru sormak istiyorum efendim:
Yani, anladığım kadarıyla, şimdi Oslo’da bir üçüncü göz var anladığım kadarıyla; İngiltere. Sizce bunu
kim sızdırdı? Önce onu sorayım efendim.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Yani, tek defada cevaplanması zor soru, biliyorsunuz.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam, daha sonra o zaman şey diyorsanız.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Hayır, Rufailer bilir. Ama, doğrusunu söylemek icap
ederse, bu çözümün olmasını istemeyenler sızdırmıştır.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Çünkü…
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Şimdi, bakın, şöyle ifade edeyim, sözünüzü kesiyorum:
Oslo’da masanın başında oturanlar böyle oturuyor. Norveç gizli servisi hattını bağlamış, İngiliz gizli
servisi hattını bağlamış, muhtemelen. Yani, yabancıların elinde bir enstrüman hâline gelmiş konu.
Bizim koparıp almak isteyişimizin sebebi budur. O yüzden, bu olayın arkasında Türkiye’nin Kürt
meselesini çözmesini istemeyen birçok ülke vardır. Yani, burada ete kemiğe büründürüp de şudur,
budur diye saymanın bir anlamı yoktur. Biraz evvel de ifade ettim, örgütün bir bölümü istememiştir ve
Fetullah Gülen ve arkadaşları da bu mevcut Hükûmet üzerinden bu problemin çözülmesinden rahatsız
olmuşlardır. O yüzden onların dahlini o noktada şekillendirmek doğru olur kanaatindeyim.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Şimdi, tarihî bir tutanaktır bu, bir sürü konuşma yapıldı, ben
çok önem vermiyorum. Şu tarihî bir tutanaktır: Türkiye’nin Kürt meselesiyle alakalı devletin en yetkili
kurumlarındaki birinin başının bunu söylemesi bence çok önemli, değerlidir de Türkiye’nin geleceği
açısından çünkü çok önemli bir şey söylediniz “Bu iş uluslararası konferansa gidiyor.” dediniz.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Evet.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yani, bugün Suriye’nin uluslararası konferansa gitmesi, Birinci
Dünya Savaşı meselelerinde olanlar… Bu uluslararası konferansa giderken bu engellenmiş. Bu benim
için önemli bir şey. Yani, ben bunları kafama not etmeye çalışıyorum. Şu anlamda soruyorum, sizden
önce ben şunu sordum: Cemaat, PKK’yla alakalı Başbakanlıkta bir sunum yaptı mı? Bu sunumun
içerisinde Abdullah Öcalan’la görüşme yöntemleriyle ilgili bile detaylı bilgi verdi mi? Ki o sunuma göre
de cemaat PKK’yla mücadele edilmesini istiyor görünüyor. Buna cevap vermediler, vermek istemediler
veya bilmiyordular ama bunlar önemli bağlantılar. Çünkü, Kürt meselesi ile cemaat meselesi birbiriyle
karşılaşan meseleler. Siz bu konuda önemli bir şey söylediniz. Bu kapsamda şunu soruyorum: Paris’te
3 kadının öldürülmesiyle alakalı PKK sürekli şöyle bir propaganda yaptı: “Bunu MİT öldürdü.” diye.
Bu konuda bir şey demek ister misiniz efendim?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Diyemem çünkü o noktada görevde değildim. O
itibarla o noktayı artık daha sonra Sayın Müsteşar buraya gelirlerse ona soracaksınız. Yanlış bir şey
söylemiş olmak istemem, yorumdur, şudur, budur yapamam.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama, anladığım kadarıyla yine devletin iyi, çok önemli bir
bürokratının gözünde Kürt meselesinin barışçıl çözülmesi en büyük yurtseverlik benim anladığım
kadarıyla, sizin bu çizdiğiniz kompozisyonda.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Evet efendim.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Yani, kan aktıkça bu ülke güç kaybediyor. Kim ki bu ülkede
kan akmasına devam ediyorsa bu ülkenin güç kaybetmesinde aynı zamanda… Çünkü bugün bir cinnet
döneminde artık kimse kimseyi dinleyemiyor.
BAŞKAN – Aykut Bey, bir soru sormuştunuz, o soruya…
ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Verdiğiniz samimi bilgiler için de teşekkür ederiz. Esasında,
Komisyon çalışmaya başladığı günden itibaren birçok önemli ismi dinledik, bir kısmı çok samimi
beyanlarda bulundu ve aslında Komisyonun çalışmasına yön verdi; bugünkü sizin açıklamalarınızı da
böyle değerlendiriyorum ve bizim belki de vâkıf olmadığımız ya da şöyle söyleyeyim daha yüzeysel
bilgilere sahip olduğumuz konuları da açıklığa kavuşturdunuz. İşte, çözüm süreciyle alakalı yine
önemli bilgiler paylaştınız. Dolayısıyla, bir iki soru soracağım bununla ilgili.
Şimdi, söylediklerinizi yorumladığımda şöyle bir şey mi çıkıyor: Yani bir şekilde Türkiye’nin
güçlenmesini istemeyen yabancı devletler, Türkiye problemlerini çözsün, terör sonlansın istemeyenler
bunlara müdahale ediyor ve bu böyle gidiyor gibi yani süreç de bir yerde böyle bitti denilebilir belki
de bilmiyorum.
Peki, şöyle bir şey olsaydı yani sonuçta bunun bir de tecrübesini yaşamış oldunuz. Bu süreç
Parlamento eliyle yürümüş olsaydı çünkü bu sürece ilişkin çok sayıda itirazı olan insanlar dahi bugün
Türkiye’de, kimisi yanlış bilgi biliyor, kimisi farklı yani şu an biz de milletvekili olarak aslında çok
sağlıklı bilgiye sahip değiliz yani anlatılırsa bütünüyle öğrenebiliriz. Parlamento eliyle yürüseydi sizce
sonuç nasıl olurdu ilk sorum bu.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Onu hemen cevaplayayım müsaade ederseniz.
ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Memnun olurum.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Çok önemli bir noktaya temas ettiniz bizim arzumuz
da buydu, İmralı’nın arzusu da buydu. Yani eğer bu böyle olsaydı Habur faciası yaşanmazdı, Oslo
yaşanmazdı, belki bu ölçülerde yaşanmazdı. Bu, o dönemde siyasi iktidarın kendi tercihi ve anlayışı
çerçevesinde aldığı bir kararla şimdilik böyle yürüsün tarzında planlandı. Bir başka art niyetin olup
olmadığı konusunda zaten konuşmaya yetkili değilim ve o dönemde birçok seçim vardı o kadarını
söyleyeyim. Bir çok seçim vardı, arka arkaya seçimler vardı ve Türkiye’nin eylemsiz günlere ihtiyacı
vardı biz bunu sağladık. Kâfi mi?
ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Evet.
Sayın Taner, birkaç soru da benim var.
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Buyurun efendim.
BAŞKAN – 1965’te ortaya çıkan bir Fetullah Gülen var, önce imam ve vaiz, ardından bir cemaat
lideri.
1972 yılında şöyle bir iddia var: Fuat Doğu Paşa, dönemin MİT Müsteşarı, aynı zamanda 1971
muhtırasını Sayın Demirel’e haber veremeyen veya vermeyen kişi olarak anılan kişi, onunla beraber
Yaşar Tunagür ve de Fetullah Gülen’in Ankara’da zaman zaman toplantılar yaptığı söyleniyor. Bunu
neye bağlıyorsunuz? Acaba, MİT’le ta o zamanlar mı irtibata geçti veya MİT mi bununla irtibata geçti?
İkinci sorum, Oslo süreci teklifini kim yaptı? Siyasi irade mi yaptı, siz mi yaptınız siyasi iradeye?
MİT ESKİ MÜSTEŞARI EMRE TANER – Efendim, hemen cevap vereyim, sonuncusundan
başlayayım.
“Oslo süreci” dememek lazım, “çözüm süreci” demek lazım.
Çözüm sürecini, temas edelim, yüz yüze görüşelim, doğru düzgün bir noktaya bu işi getirme
şansımız olabilir tarzında biz teklif ettik, Sayın Başbakan kabul ettiler, hatta “Bakanlar Kuruluna gelin,
bunu anlatın.” dediler. Bakanlar Kuruluna çıktım, onlara beş altı saat süren bir brifing verildi, bazı
şeyler anlatıldı, daha sonra Millî Güvenlik Kurulunda, o zamanki Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet
Necdet Sezer zamanında da orada alınmış kararlarla bu süreç böyle başladı. Yani, siyasi iktidar buna
“evet” dedi, biz teklif olarak ortaya çıktık ama bana göre, bu konuya müsaade eden siyasi iktidar büyük
risk aldı.